Milattan önce 2000’li yıllarda Babil İmparatorluğu’nun Ur kentinde Abram adında bir çocuk doğmuş. Babası put taciri Terah olan Abram diğer peygamberlerle benzer şekilde çocukluğundan itibaren bu put inancını sorgulamaya başlamış ve sonunda evrenin tek bir tanrıyla var olduğuna inanıp bu inancı çevresine yaymaya çalışmıştır. Hatta bir gün babasına put inancının saçma olduğunu göstermek için dükkanındaki tüm putları kırıp sadece en büyük putu bırakarak babasına en büyük putun diğerlerini kırdığını söyler. Babası bunu saçma bularak onların gücünün olmadığını böyle bir şeyin imkansız olduğunu söyleyince Abram madem onların gücü yok neden onlara tapıyorsun diyerek karşılık verir.

Bir süre sonra Tanrı, Abram ile iletişim kurarak ona, ailesini terk etme koşuluyla onu büyük bir millet yapıp kutsayacağını söyleyen bir teklifte bulunur. Abram bu teklifi kabul eder ve evinden ayrılıp önce Harran’a oradan da Tanrı’nın vaad ettiği Kenaan topraklarına göç eder. Bu şekilde Tanrı ile Yahudiler arasındaki ilk temas gerçekleşmiş olur.
Geçen yıllar süresince Abram Saray adında bir kadınla evlenir, yıllar geçer fakat çocuk sahibi olamazlar Abram’ın kaygılandığını fark eden Saray çocuk doğurma yaşının geçtiğini düşünerek hizmetçisi Hacer’i Abram’a sunar. Hacer Abram’a İsmail adında bir çocuk doğurur. İsmail Arapların atası olarak kabul edilir. (bkz. Arap Tarihi)

Abram 100, Saray 90 yaşına geldiğinde tanrı Abram’a Saray’dan doğacak bir çocuk vaad eder ve Abram’ın adını İbrahim (Abraham), Saray’ın adını ise Sara olarak değiştirir. Sara İbrahim’e İshak (Yitzhak) ı doğurur. İshak Yahudi milletinin atasıdır.
Ancak İshak doğduktan sonra tanrı İbrahim’i sınamak için İshak’ı kurban etmesini ister. İshak ve İbrahim buna razı gelerek gerçekleştirmek üzereyken tanrı bir melekle kurbanı durdurur, koç gönderir ve onu kurban etmelerini ister. Bu olay kurban ibadetinin ortaya çıkışı olmakla beraber Yahudiler çocuğun İshak, Müslümanlar ise İsmail olduğuna inanır.
Daha sonra İshak Rebeka’yla evlenir, Yakup ve Esav adında iki oğlu olur. Yakup ise dört kadınla evlenir ve 12 tane oğlu olur. Yakup uzun yıllar amcasının yanında çalıştıktan sonra bir gün küs olduğu kardeşi Esav’la barışmak için yola çıkar. Kardeşiyle buluşmadan bir gece önce karılarını, çocuklarını ve mallarını nehrin karşı tarafına yollayıp kendisi geceyi yalnız geçirecekken karşısına bir adam çıkar sabaha kadar güreşirler. Sabaha karşı Yakup adamdan kendisi kutsamasını isteyince “adam” melek kılığına bürünerek Yakup’u kutsar ve ona tanrıyla güreşen anlamındaki “İsrail” adını verir. Yahudiler genellikle Yakup’un neslinden anlamındaki İsrailoğulları diye bilinirler.

Yakup’un on iki oğlu arasından en sevdiği oğlu Yusuf’tur. Bunun farkında olup onu kıskanan kardeşleri bir gün Yusuf’u kuyuya atar ve babasına onu köle tacirine sattıklarını onun da Yusuf’u öldürdüğünü söylerler. Babası çok üzülür hatta bir rivayette üzüntüden kör olduğu söylenir. Ancak Yusuf ölmemiştir kuyunun yakınından geçen bir tüccar onu bulur ve Mısır’a götürür. Yusuf, Mısır’da yaptığı rüya tabirleri ve felaketleri önceden fark edebilme gibi yetenekleri sayesinde firavunların gözüne girer, itibar kazanır. Yıllar sonra ailesi Yusuf’la tekrar karşılaşır Yusuf onların Mısır’a yerleşmesini sağlar.
Yüzyıllar boyunca Mısır’da yaşayan İsrailoğulları son dönemlerde köle konumuna gelip zulüm görmeye başlar. Bunun üzerine Musa’nın önderliğinde Mısır’dan kaçarlar. Kaçış sırasında firavun onların peşinden gider ama Musa asasıyla Kızıl Denizi ikiye yararak İsrailoğulları’nın kurtulmasını sağlar.

Kırk bir yıl çöllerde dolaşırlar. Bu esnada tanrı onları çöllerden Sina Dağı’na getirir ve onlara bir anlaşma teklif eder. Anlaşmaya göre tanrıya kulak verip O’nun sözünden çıkmazsalar Tanrı’nın en sevgili, en kutsal milleti olacaktırlar. Bu teklifi “Her dediğini yapacağız” şeklinde cevaplamaları üzerine Tanrı onlara (Musa’ya) Tevrat’ı yazılı ve sözlü olarak sunar. Bu şekilde Tevrat İsrailoğulları’na inmiş olur.
Bu göçebe sürecin ardından İsrailoğulları o dönemdeki Kenaan Ülkesinin (şu anki İsrail, Filistin çevresi.) topraklarını ele geçirir ve bu topraklar Yakup’un on iki oğlunun soylarından gelen on iki kabileye paylaştırılır. Kabileler ortak monarşi sistemi doğrultusunda ortak bir kral belirlemeye karar verir. İlk kral Benyamin Kabilesi’nden Şaul olarak belirlenip İsrail Krallığı kurulur. Şaul’ün ölümünden sonra oğlu başa geçer ama Yehuda Kabilesi onu kabul etmeyip Davut’u başa geçirir devamında tüm kabileler Davut’un krallığını kabul eder. Bu dönemde Zebur Davut’a indirilir. Davut sonrası Süleyman döneminde kabileler kral seçme konusunda anlaşamazlar ve krallık Yehuda ve Benyamin kabilelerinden oluşan Yehuda Krallığı, ve kalan on kabileden oluşan Kuzey Krallığı olmak üzere ikiye ayrılır. Kuzey Krallığı Asurlular tarafından işgal edilip sonrasında ne olduğu bilinmemektedir İsrail’in kayıp on kabilesi olarak geçerler. Şu anki Yahudilerin Yehuda Krallığı’ndan geldikleri kabul edilir. (Yahudi kelimesi Yehuda adından türetilmiştir.)
Yehuda Krallığı bir süre sonra Babil’ler tarafından işgal edilip Yahudiler topraklardan sürülürler. Ancak Pers’ler Babil topraklarını işgal ettikten sonra Yahudilerin dönüp dinlerini yaşamasına izin verir. Sonraki süreçte Büyük İskender önderliğindeki Helen İmparatorluğu bölgeyi ele geçirir bu dönemde Yahudiler kısıtlamalar altında bölgede yaşamaya devam eder.
Devam eden yıllarda ise Roma İmparatorluğu himayesine giren bu topraklarda dinlerini daha serbest biçimde yaşama şansları olsa da bir süre sonra Romalılar da Yahudilere katı ve acımasız şekilde davranmaya başlamış bu nedenle Yahudiler Romalılara karşı isyan etmiştir. Romalılar isyanı bastırdıktan sonra Yahudilerin tapınaklarını yıkıp onları bölgeden sürmüş ve bu şekilde Yahudi Diaspora Dönemi başlamıştır.

Bölgeden dağıtılan Yahudiler Avrupa, İberya, Anadolu, Rus, Kuzey Afrika ve Arap topraklarına olduğu gibi dört bir yana dağılmış ve buralarda diasporalar oluşturmuştur. En önemli diasporaları İberya topraklarına yerleşen Sefarad Yahudileri ile Doğu ve Orta Avrupa’ya yerleşen Aşkenaz Yahudileri oluşturur.
İberya’da Müslüman devletler altında yaşayan Sefarad Yahudileri dönemlerinde altın çağlarını yaşamış bilim, sanat, ekonomi yönünden oldukça gelişmiştir. Ancak zaman geçtikçe Müslümanlar tarafından kısıtlanmaya başlamış, topraklar Hristiyanlar (Kastilya, Portekiz) tarafından ele geçirildiğinde ise buradan da sürülüp Osmanlı, Avrupa ve bazı Arap devletlerine sığınmışlardır.
Aşkenaz Yahudileri ise bazı dönemlerde rahat bazı dönemlerde kısıtlamalar altında dinlerini sürdürmeye çalışmış, en rahat dönemlerini Napolyon sayesinde geçirmişlerdir. (bkz. Fransız Tarihi)
ABD kurulduktan sonra çok sayıda Yahudi ABD’ye göç edip orada büyük bir diaspora kursa da dünyada sürekli baskılar altında yaşayan Yahudiler arasında 19. Yüzyılın sonlarına doğru Theodor Herzl öncülüğünde Siyonizm akımı ortaya atılmış, bu akım doğrultusunda Nazi Almanyası politikalarının da etkisiyle Yahudiler tarafından Filistin topraklarına doğru bir göç dalgası başlamıştır. 2. Dünya Savaşı sonrası Yahudiler yıllar boyunca bölgede yaptıkları hamlelerin sonucunu alıp Birleşmiş Milletler’in onayıyla İsrail Devleti’ni kurmayı başarmıştır.
Şu anda dünyada en fazla İsrail onun ardından ABD topraklarında olmak üzere yaklaşık 15 milyon, Türkiye’de ise yaklaşık 20 bin Yahudi yaşamaktadır (2020).




Formed in 2009, the Archive Team (not to be confused with the archive.org Archive-It Team) is a rogue archivist collective dedicated to saving copies of rapidly dying or deleted websites for the sake of history and digital heritage. The group is 100% composed of volunteers and interested parties, and has expanded into a large amount of related projects for saving online and digital history.







